Gümüş metali, dövülebilir ve ışığı çok iyi derecede yansıtır. Bir gram gümüşten iki kilometre uzunluğunda ince tel imal edilebilir. Elektrik sisteminde altıgen ve küp olarak kristallenir. Korozyona karşı dayanımı son derece yüksektir. Altına göre daha kolay, bakıra göre daha zor korozyon geçirir. Standart elektrot potansiyeli 0,7978 V’dir. Bazı organik maddelere ve asitlere karşı dayanıklı olsa da nitrik asit ve derişik sıcak sülfürik asitte kolayca eritilebilir. Yine kükürt ve çok sayıda kükürt bileşikleriyle hızlıca bileşebilir. Gümüş eşyalardaki kararma da havada bulunan sülfür ile yumurta gibi bazı yiyeceklerde yer alan kükürtten kaynaklanmaktadır

Eski çağlardan beri kullanılmaya devam eden gümüş, altın ve bakırdan sonra keşfedilmiştir. Tarihi MÖ 3000’li yıllara kadar gitmektedir. MÖ 3100’lü yıllarda Mısırlılar tarafından, MÖ 2500’lü yıllarda ise Persliler ile Çinliler tarafından gümüşün kullanıldığı bilinmektedir. MÖ 700’lü yıllara gelindiğinde Lidyalılar gümüşü para olarak kullanmıştır. Endüstri geliştikçe daha karışık ve saf olmayan gümüş yatakları üzerinde çalışmalar yürütülmüştür.

İlk keşfedildiği zamanlarda gümüş, dünyanın birçok yerinde az miktarda saf halde bulunan kaynaklardan elde edilmiştir. Doğal gümüş, saf veya daha çok altın, bakır ve diğer metallerle bileşikler halinde bulunmuştur. Günümüzde ise en fazla rastlanan gümüş filizleri, argentit ve gümüş klorür olmuştur. Antion ya da arsenikle karışmış sülfür filizleri halinde de olmaktadır.

Gümüş üretimi, çeşitli yöntemlerle cevherlerden ayrıştırılarak yapılır. En eski yöntemlerden bir tanesi, kurşunla karıştırmadır. Bu yöntemde gümüş cevherleri kursun ya da kurşun filizleriyle ocakta eritilir. Kurşun-gümüş ayrıştırması yapılır.

İkinci yöntem amalgama metodudur. Gümüş cevheri çamur gibi yapılarak cıva ve tuz ile karıştırılır. Gümüş elementi elde edilir. Bunlar dışında siyanat metodu adında bir gümüş elde etme yöntemi üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Türkiye’de gümüş üretimi Kütahya’nın Gümüşköy beldesinde yapılmaktadır.