Tarihi varlığı çok eski yıllara dayanan gümüş, M.Ö 3100 yıllarında Mısırlılar, 2500 yıllarında Persliler ve Çinliler tarafından kullanılmıştır. İlk olarak Romalılar tarafından işlenmeye başlanmış, M.Ö 700’lü yıllarda Lidyalılar tarafından para olarak basılmıştır. Günümüzde hediyelik eşyalarda, takılarda, aksesuarlarda, ev eşyalarında ve daha pek çok alanda kullanılmaya devam edilmektedir. Her ne kadar gümüş dendiği zaman akla ilk olarak estetiği, şıklığı, gümüş takıların, eşyaların zarafeti gelse de gümüş kullanmak sadece bundan ibaret değil. Gümüş madeni, yapısı gereği pek çok fayda sağlıyor.

Aslında gümüşün antik medeniyetler zamanında faydaları bilinmektedir. Eldeki veriler gümüşün faydaları konusunda kadim zamanlarda yeterince bilgiye sahip olunduğunu gösteriyor. Hatta o zamanlar günlük hayatta çok daha fazla kullanılmış; yanıkların, kesiklerin tedavi edilmesinde, eşyaların dezenfekte edilmesinde gümüşten yararlanılmıştır. 20. Yüzyılın başından itibaren modern tıbbın da ilgisini çekmiş, dönemin ünlü doktorları gümüşün vücuttaki etkilerini araştırmaya yoğunlaşmışlardır. Bazı hastalıkların tedavisinde kullanmışlar, başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Bilim insanları gümüşün başka neler için kullanılabileceğini araştırmaya devam etmekteler. Tespit edilen faydalarını ise şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Gümüş, antibiyotik olarak kullanılmaktadır: Kolloidal gümüş adı verilen sıvı madde, tarih boyunca antibiyotik olarak kullanılmıştır. Bazı tarihi bulgulara göre gümüşten yaprak şeklinde sargı bezleri yapılmış, tedavi amaçlı kullanılmıştır. Koloidal gümüşün günümüzde de pek çok patojen ile mücadele etmekte olan doğal bir antibiyotik olduğu kanıtlanmıştır. Araştırmalarda hiçbir alerjik reaksiyona girmediği, virüs, mantar, parazit ve bakterilerden kurtulmaya yardımcı olduğu belirlenmiştir. Bu yönüyle yeni doğan bebeklerde gümüş içerikli göz damlaları göz enfeksiyonuna karşı tercih edilmektedir.
  • Veba salgınını önlenmesinde kullanılmıştır: Veba, tarih boyunca en fazla ölümün yaşandığı salgın hastalıklardan birisidir. 14. Yüzyılda Avrupa merkezli yaşanan vebada 75 ila 200 milyon arasında insanın öldüğü tahmin ediliyor. Bazı rivayetlerde açık damarlardan gümüş partikülleri vücutlarına veren kişilerin vebadan kurtuldukları bilgisine yer veriliyor. Fakat bu müdahaleyi doğru ve bilinçli yapmayan kişilerin daha sonra farklı hastalıklara maruz kaldıkları da belirtiliyor.

 

Anti mikrobiyal özelliği bulunmaktadır: Gümüşün anti mikrobiyal özellikte olduğu tüm dünyanın kabulü. Bu yüzden tabak, bıçak, çatal, kaşık, takı gibi pek çok materyalde gümüş kullanılmaya devam ediyor. Tekstil endüstrisi farklı oranlarda gümüş içerikli üretimler yaparak anti bakteriyel ürünler piyasaya çıkarıyor. Çeşitli bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde sıklıkla kullanılıyor. İlaç yapımında, sargı bezi yapımında, krem yapımında öne çıkıyor. Birçok bakteri tünün DNA yapısını bozabiliyor ve vücudun farklı yerlerinde görülen sedef, kaşıntı, ayak kokusu gibi rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı olabiliyor.

  • Radyasyona karşı gümüş son derece etkilidir: Radyasyonun bugün bütün yaşam alanlarında bulunduğu bir gerçek. Bilgisayarlar, cep telefonları ve diğer pek çok teknolojik ürün radyasyon yayıyor. Gümüş, oldukça yüksek oranda kızılötesi yansıtırlık özelliğine sahip. Bu oran %95 civarında bulunuyor. Yani gümüşe temas eden radyoaktif enerjinin %95’i etki etmeden kaynağına dönüyor. Bu da fiziksel, zihinsel ve psikolojik sağlık açısından avantaj sağlıyor.
  • Kemik gelişimine etkilidir: Gümüş, sahip olduğu elementler sayesinde kemik gelişimini olumlu yönde etkiliyor. Elementte yer alan iyonlar direkt olarak kemik gelişimini destekliyor.
  • Stresi azaltıcı etkisi vardır: Gümüş, iletkenliği sayesinde elektriklenmeyi önlüyor. Kan dolaşımını hızlandırıyor ve kalp ritmini düzenliyor. Vücudun dirençli olmasını sağlıyor.

Görüldüğü gibi gümüş hem şık hem de yararlı bir maden. Gerçek gümüş takılar, aksesuarlar tercih edildiği taktirde bir taraftan şık, zarif bir görünüm elde ediliyor, diğer taraftan da beden ve ruh sağlığı için yararlı oluyor.